Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
varlık göstermek
Anlamı:

1. kendinden beklenilen görevi yerine getirmek, beğenilir bir iş yapmak


varlık içinde yaşamak
Anlamı:

1. bolluk içinde sıkıntısız yaşamak


varlık kartı
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Kişiyle ilgili birçok bilgiyi içinde barındıran kart


varlık nedeni
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Varlık sebebi


varlık sebebi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Var oluşun sebeplerini irdeleyen ve araştıran düşünce, varlık nedeni


varlıklı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Zengin

Örnek:

1. Sinan, varlıklı bir ailenin çocuğu.

1. Sinan, varlıklı bir ailenin çocuğu.


varlıklılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Zenginlik


varlıksız
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Yoksul


varlıkta darlık çekmek
Anlamı:

1. herhangi bir engel yüzünden elindeki imkândan yararlanamamak


varma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Varmak işi

Örnek:

1. Küçük kızımın, bir baytara nişanlıyken bir mektep çocuğu ile sevişip ona varmaya kalkıştığından tutturmuş, dedikodu ediyorlar.

1. Küçük kızımın, bir baytara nişanlıyken bir mektep çocuğu ile sevişip ona varmaya kalkıştığından tutturmuş, dedikodu ediyorlar.


varmak fiil

İlgili Kelimeler:

varagele, varagele bombardımanı, varagele botu, tümevarım

Anlamı:

1. -e , -e , -e , -e , Erişilmek istenen yere ayak basmak, ulaşmak, vasıl olmak

Örnek:

1. Hangi limana varacağını bilmeyen gemiciye derin bir denizcilik bilgisinin faydası ne?

1. Hangi limana varacağını bilmeyen gemiciye derin bir denizcilik bilgisinin faydası ne?

2. Belli bir duruma veya düzeye gelmek

Örnek:

1. Yaşı elliye vardı. O şimdi yolun yarısına varmıştı.

1. Yaşı elliye vardı. O şimdi yolun yarısına varmıştı.

3. Hoş olmayan bir sona ermek

Örnek:

1. Beni tahkir etmeye kadar varıyorsun.

1. Beni tahkir etmeye kadar varıyorsun.

4. Bir şeyi iyice anlamak veya duymak

Örnek:

1. Tadına varmak. Sırrına varmak.

1. Tadına varmak. Sırrına varmak.

5. -i , -i , -i , -i , Acımadan, çekinmeden yapmak

Örnek:

1. Eli varmak. Dili varmak.

1. Eli varmak. Dili varmak.

6. Kadın, evlenmek

Örnek:

1. Gönül verdin derlerdi o delikanlıya / En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya

1. Gönül verdin derlerdi o delikanlıya / En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya

7. Bir durumdan başka duruma geçmek

Örnek:

1. Secdeye varmak. Uykuya varmak.

1. Secdeye varmak. Uykuya varmak.


varoluş
Anlamı:

1. isim , isim , felsefe , felsefe , isim , isim , felsefe , felsefe , Yaşama, var olma, bir şeyin ne olduğu, nasıl olduğu değil, var olduğu olgusu, mevcudiyet, öz karşıtı

Örnek:

1. Artık yaradılışının, varoluşunun, hayatla ödüllendirilişinin sebebini bilmektedir.

1. Artık yaradılışının, varoluşunun, hayatla ödüllendirilişinin sebebini bilmektedir.


Telaffuz : va:roluş

varoluşçu
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , felsefe , felsefe , sıfat , sıfat , felsefe , felsefe , Varoluşçuluk yanlısı, egzistansiyalist


varoluşçuluk
Anlamı:

1. isim , isim , felsefe , felsefe , isim , isim , felsefe , felsefe , Varoluşun özden önce geldiğini ve özü sürekli olarak yarattığını ileri süren öğreti, egzistansiyalizm


varoluşsal
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Varoluşa ilişkin, varoluşla ilgili

Örnek:

1. Konuyu saplandığı bu varoluşsal boyuttan çıkararak hafifletmek istedi.

1. Konuyu saplandığı bu varoluşsal boyuttan çıkararak hafifletmek istedi.


varoş
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kent veya kasabada kenar mahalle

Örnek:

1. Bütün kasabanın varoşları boyunca kıvrıla kıvrıla akıp giden bu çaya, ben yakın bir ilgiyle bağlıydım.

1. Bütün kasabanın varoşları boyunca kıvrıla kıvrıla akıp giden bu çaya, ben yakın bir ilgiyle bağlıydım.


Lisan : Macarca város

varsa ... yoksa ...
Anlamı:

1. başına getirildiği kelimenin her şeyin üstünde tutulduğunu anlatan bir söz

Örnek:

1. Varsa kızı yoksa kızı, oğlunun yüzüne baktığı yok.

1. Varsa kızı yoksa kızı, oğlunun yüzüne baktığı yok.


varsağı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan Varsak Türklerinin söyledikleri koşma


Lisan : Türkçe varsak + Arapça -ī

varsanı
Anlamı:

1. isim , isim , ruh bilimi , ruh bilimi , isim , isim , ruh bilimi , ruh bilimi , Sanrı


varsay ki
Anlamı:

1. `bunları hesaba katmasak da` anlamında kullanılan bir söz


varsayabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Varsayabilmek işi


varsayabilmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Varsayma ihtimali veya imkânı bulunmak


Telaffuz : va'rsayabilmek

varsayılma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Varsayılmak işi


varsayılmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bir şeyin var olduğu kabul edilmek, farz olunmak

Örnek:

1. Hâlihazırdaki böcek türlerinin toplamının bir milyondan fazla olduğu varsayılmaktadır.

1. Hâlihazırdaki böcek türlerinin toplamının bir milyondan fazla olduğu varsayılmaktadır.


Telaffuz : va'rsayılmak

varsayım
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Deneylerle henüz yeter derecede doğrulanmamış ancak doğrulanacağı umulan teorik düşünce, faraziye, hipotez

Örnek:

1. Hüdai, Bayram'ın avurtları çökmüş solgun yüzüne bakarak bir varsayım yapmıştı.

1. Hüdai, Bayram'ın avurtları çökmüş solgun yüzüne bakarak bir varsayım yapmıştı.


Telaffuz : va'rsayım